ana sayfam yap künye e - mail
ANASAYFA BIYOGRAFI MAKALELER SIIRLER RSS AKIŞI ANKETLER VIDEOLAR İLETİŞİM
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HAC GÜNLÜĞÜ
16 Kasım 2017, 21:10

HAC GÜNLÜĞÜ

2017 Hac'cından İzlenimlerim- yaşadıklarım

HAC GÜNLÜĞÜ 1. GÜN 6 Ağustos 2017 5 Ağustos gecesi, başta ailem, , eş- dost, hısım akraba ve konu- komşum olarak duygu ve insan seliyle uğurlandık. Ne yazık ki bugün için yazdığım ‘Başlıyor Yolculuğumuz’ şiirini o insan selinin karşısında okumama fırsat verilmedi. Uçaktan ilk inip, Medine’ye ilk ayak basan ben oldum. Aynı ismi taşıdığım sevgili peygamberin ilk konuğu olmanın onurunu yaşadım. HAC GÜNLÜĞÜ 2. GÜN Hacda tekerlekli sandalyeyle anne veya babasını gezdirenleri görünce :Annem- babam keşke sağ olsa da ben de bunlar gibi sevaba nail olanlardan olsam’ diye iç geçirdim. Hindistanlı hacı bir öğrenci yardım talebinde bulundu. Ben de elini boş çevirmedim. Bu topraklarda ve hele hele hac zamanı yoksullara yardım elini uzatmak her hacının ödevi. Sevap kazanmak için yalnız namaz kılmak yetmiyor, Sadaka vererek de sevap biriktirmeli hacımız. Medine, gül kokulu şehir. İnsan, bu kutsal beldede şiirle yatıp- kalkıyor. Bu iklimde şiir yazmak için şair olmak gerekmiyor. Bu iklimde çok şiir yazacağımı düşünüyorum. Çünkü gönül ırmakları şiir olup akıyor. Hacda insan, aynı dinden olan insanlarla hayatı paylaşırken mutlu olduğu gibi aynı milletten olanları gördükçe kalbi bir başka çarpıyor. Mescid-i Nebevi, otelimizin tam karşısında. İnsan, bu iklimde ziyadesiyle huzurlu oluyor. Sevgili peygamberiyleymiş gibi bir duygu taşıyor. HAC GÜNLÜĞÜ 3.GÜN Bugün ilk kez bir namaz sonrası (akşam) cenaze namazı kılınmadı. Sabah namazında iki cenazenin kabre götürülüşünü gözlerimle gördüm. Bugün hurma pazarına gidildi. Büyük bir pazar. Tüm hacca ve umreye gelenler hurmasını bu pazardan alırlar Hurmamı alıp kargoyla ülkeme yolladım. Mescid-i Nebevi’nin otelimize çok yakın olması beş vakit namazı mescitte kılma kolaylığını sağlıyor. Zaten otelde namaz kılma için imkan sağlanmamış. Ama Mekke’de otelin içinde büyük mescit var. Çünkü Kâbe uzak. Maalesef birçok vaktini otelde kılmak zorunda kalıyor insan. Mescid-i Nebevi’nin ikliminde olmak insana sonsuz haz veriyor. Bugün Baki mezarlığını ziyaret ettik. Bu mezarlıkta 10 000 sahabe varmış. Mezarları bizim mezarlara benzemiyor. Çok basit. Bizimkiler gibi ahım şahım değiller. Erkeklere iki taş, kadınlara bir taş konuyor. Mezar taşlarında isim yazmıyor. Altı ayda yenisi konuluyormuş öncekinin yerine. HAC GÜNLÜĞÜ 4.GÜN Bugün, Uhud ve Çift Kıbleli camileri ziyaret ettik. Burada siyahi biriyle resim çekindim. Esmer olmama rağmen ben onun yanında sarışın sayılırım. Bu hal, şu yorumu yapmama yol açtı. Dertliyim, kederliyim, deriz. Bizden daha dertlileri gördüğümüzde ‘benim derdim dert değilmiş, seninkinin yanında’ deriz. Tüm bunlar, ne kadar az şükrettiğimizi göstermez mi? Hayretlik iş, bugün ikindi namazının ardından cenaze namazı kılınmadı. Oysa burda cenaze namazı günün beş vaktinde eda edilir. Bizim gibi yalnız öğle ve ikindiye has değil. Ravza’nın karşısında ‘Selam Ya Resulallah’ şiirini okudum kafilemdeki arkadaşlarıma. Çok beğenildi şiirim. Musluklardan bari serin su aksa da yüzümüzü serinletsek. Havası gibi suyu da çok sıcak. Bugün, cep telefonumu kaybetme sıkıntısını yaşadım. Meğer oturduğum otobüsün koltuğunun altına düşmüş. Çalındı düşüncesiyle boş yere hayıflandım Kim bilir ne su-i zanlar yaşadım. HAC GÜNLÜĞÜ 5. GÜN Saat, gecenin 2si.Ravza’ya giriş için çaba gösterdim. Bir izdiham bir izdiham ki sormayın. Birbirlerini eze eze, kalabalıkları yara yara Ravza’ya ulaşmaya çalışıyor insanlar. Ravza’da güç bela iki rekât namazı kılabildim. .Arkadan gelenlerle önden askerlerin müdahalesi ziyareti tatsız ve zorlaştırıyor. Bu işin daha sağlıklı bir zemine oturması gerekir. Ravza’ya girebilenlerin de anlayış gösterip, girmek isteyenlere yer vermek için uzun süre kalmadan terk etmeliler alanı. Bu yerlere bir daha gelmek ya kısmet. Mekke’ye gidilecek. Medine’ye, bu gül kokulu şehre gözyaşıyla veda edeceğiz. HAC GÜNLÜĞÜ 6. GÜN İhramlarımıza büründük. Mekke yoluna koyulduk. Telbiye sınavını başarıyla verdik. Günlerce bu duayı ezberlemeye çabaladım. İleri yaşlarda ezberleme işi çok zor. İnsan, ne yaparsa gençken yapmalı. Hacca da gençken gelinmeli. Annem’ gençliğin ibadeti yaz gibidir’ derdi. Kışın bir şeyler eksen toprağa ne biter, ele ne geçer? Heyecanımız dorukta. Mekke’de bizi hangi haller bekliyor? Otobüslerle Mekke yollarındayız. İnsan, duygulanmadan edemiyor. Nice kervanlar geçmiş bu yollardan. Sevgili peygamberimiz, geçmiş bu yollardan. Ondandır bu yollar hep gül kokuyor. Otobüste Mekke ile ilgili bilgiler veriliyor. Kâbe anlatılıyor. Ve Kâbe’yi görüyor gözlerimiz. Gözyaşı sel oluyor. HAC GÜNLÜĞÜ 7. GÜN Dün gece geldik Mekke’ye. Gelir- gelmez otelimize yerleştik. İhramlarımızla Kâbe’ye yöneldik. Kâbe’ye kavuşmak insana çok farklı duygular, güzel anlar yaşatıyor. Kâbe’yi dev saat kulesiyle tanıyoruz. Kâbe, dev yapılar arasında. Osmanlılar zamanında Kâbe’den yüksek bina yapılmazmış. Kâbe’ye saygısızlık olur diye. Ya şimdi öyle mi? Umre yapacağız. Kâbe’yi tavaf ettik. Say yaptık. Sabah vakitlerinde otelimize gelip, tıraş olduk. İhramlarımızdan çıktık. Otelimiz 1000 kişilik bir otel. İçinde mescit dâhil yemekhaneler, çamaşır yıkama yerleri, dinlenme yeri mevcut. Otelimiz yepyeni. İlk konukları biziz. Kâbe’ye 24 saat ulaşım imkânı var. Mekke, bir otel ormanı. Gözünüzü açtığınızda otel görüyorsunuz. Beş milyona yakın hacı için az bile dersiniz. Bu yıl iki buçuk milyon hacıdan söz ediliyor. Resmi rakam. Seksen binin üzerinde Türkiye’den gelen. İki milyona yakın başvuran hacı sayısı. Hiç yeni kayıt olmasa 20 seneye bitmez bu yığılma. İşte bu iki milyon bekleyen hacının içinde şanslı 80 bini ve onun içinde biri de ben. Allah, herkese nasip etsin bu kutsal mekânlara gelmeyi. HAC GÜNLÜĞÜ 8. GÜN Mekke’ye Hac yapmaya gelenler her gün tavaf yapmak isterler. Kâbe, otele uzak. Otobüslerle gidiliyor- geliniyor tavafa. 24 saat aralıksız otobüslerimiz var. Otelin önünden kalkıyor otobüslerimiz. Belediye otobüsü gibi yolcu ala ala yaklaşık 30-40 dakikaya varıyor terminale. Kâbe’ye 10-15 dakika mesafede kocaman otobüs terminali var. Diyanet’in ve özel firmaların otobüsleri buradan hareket etmektedirler. Kâbe’ye doğru yürürken adım başı temizlikçiler gelirler gözlerinizin önüne. Ellerinde süpürgelerle. Tamamına yakını Pakistanlı, Yemenli veya başka yoksul ülkelerdendirler. Onlara sadaka verir hacımız. Bunların yanında bir de polisler var. Buranın güvenliğiyle ilgilenirler. Hoşgörülü olanları da var sert olanları da. Çizgileri geçen hacıları bir şekilde durdurmaya çalışırlar. . Kâbe’de tavaf yapmak eskiye göre kolaylaştırılmış. Dört kata çıkarılmış tavaf yerleri. Birinci kat, her zaman yoğun olur. Diğer katlar ona nazaran seyrektirler. Kâbe’ye girerken sıkıntı yaşanırsa da çıkarken kolay çıkılır. Aslında sabırla, saygıyla ve hoşgörüyle davransa hacımız izdihamlar, ezilmeler olmaz. Maalesef bu sabır sınavını veremiyor hacılarımız. HAC GÜNLÜĞÜ 9. GÜN Sevr, Hira, Müzdelife ve Arafat ziyareti başladı. Sevr’de telefonumun ekranı çatladı. Dün de kol saatim düşüp, dağıldı. Ne telefonum var ne de saatim. Telefonumun ekranının sıcaktan çatlamış olacağını söylediler arkadaşlarım. İnsan bu adı anılan yerleri eski halleriyle görmek ister. Her şey aslından çok çok uzak. Üzüldüm. Telefon servisini araştırdım Çok uzakmış. Ne dil bilirim ne de yol. Koydum valizimin bir köşesine. Eskiden telefon mu vardı? Kâbe’ye her gün gelmeye çabalıyor insan. Ama meşakkati de yok değil. Zor olmalı ki sevabı da bol olsun. Günün beş vaktinden birkaç vaktini burada eda ediyor hacımız. Medine gibi olsa beş vakti de burada eda ederim. Lavabo ihtiyacı, yemek ve dinlenme var Kâbe’den dönüşün sebepleri arasında. İnsan, yaşlandıkça abdestten sıkışıyor. Lavabo ve abdest için çıkınca da girmek zorlaşıyor. Onun içindir ki, gençken gelmeli insan bu mekâna. Aşk ile şevk ile yapmalı hac vazifesini. Yaş yetmiş, iş bitmiş olmamalı. Diğer ülkelerden gelen hacıların arasında gençleri ve hatta çocuk yaştakileri çok görüyoruz. Bizde de gençleşme örnekleri görülüyor. Hem kura sistemi hem de şehit yakınlarına tanınan kolaylıklar Türk hacılarını da gençleştirme sinyallerini veriyor. HAC GÜNLÜĞÜ 10. GÜN Bugün, dün geceden geldiğimiz Kâbe’de sabah namazı kılacağız. Geceyi bereketlendirmek bu olsa gerek. Gece, Kâbe’de kalmak bir ayrıcalık. Gece boyu ibadet, dua, tavaf yapılıyor. Uyku, akla, hayale gelmiyor. Kenar- köşelerde uyuyanlar da yok değil. Gece, Kâbe daha sakin. İnsan, huşu ile ibadetini yapıyor geceleri. Otelin resepsiyonunda Türk veya Türkçe bilen bir görevli olması gerekmez mi? Otobüs terminalinde de gerekir aslında. Hacıya yol tarif eden biri. Yemekhanede Türk görevli var örneğin. Yemekhane denince birkaç cümle ilave edeyim. Yemekler yeterli. En çok yemek seçen biri olarak ben bu sıkıntıyı yaşamadıysam kimse yaşamaz. Yemediğim yemeğin yerine çorbadan veya pilavdan bir kaşık fazla alarak günü kurtarıyorum. Dışarda hiçbir gün yemek yeme lüzumunu duymadım. 24 saat çay hizmetimizde gerek lobide gerek yemekhanelerde. Pet bardaklarla çay içmek zorundayım. Hele hele süzme çay. İnsan mecbur kalınca her şeye alışıyor. Sabah kahvaltı, akşam yemek ve öğleye paket veriliyor. Öğleyin, paket yerine az da olsa yemek verilse daha iyi olur. Çünkü paket israfa yol açıyor. Tam tüketilmeden çöpe gidiyor. Diyetli hastalar da göz ardı edilmemeli. Toplumun çoğu yağdan, tuzdan ve şekerden uzak yaşıyor. Diyet yemeği verilmeli isteyenlere. HAC GÜNLÜĞÜ 11. GÜN Ülkemizden ve ailemizden ayrılalı epey oldu. İnsan özlüyor sevdiklerini. Telefonum ekranı çatladığı için tamir de ettirmedim. Bir şeye moralim bozuldu. Ekranın çatlaması da bahane oldu. ‘Medine’den selamlar, Mekke’den selamlar’ diye bir- ki kez paylaşımda bulundum facede. Biri de ‘Hocam, reklam yapma’ yazmış yorum kısmına. Gücendim. Hac süresince ne telefonu kullandım ne de paylaşım yaptım. Şükürler olsun, sıhhatimiz yerinde. Sağlık ocağı bize çok yakın olan oteldeymiş. Ben hiç gitmedim, görmedim. İshal vakası oldu bazı arkadaşlarımızda ama beni teğet geçti. Bugün, grup hocamız Kâbe’de yolunu şaşıranlar Haz. Muhammed’in evinin yanına gelsin. Onları oradan alır, otele götürürüz, dedi. Ben de her zaman ki hazır cevaplılığımla: - Allah’ın evinde kaybolan, peygamberin evine gelsin. Dememle, Hocamız: - Harika bir anlatım, dedi ve gülüşmeler oldu. Bugün otelin mescidinde irşat programı vardı. Diyanet’ten gelen bir uzman konuştu. Güzel şeyler anlattı. Ben de soru olarak: Kâbe’nin örtüsü neden siyahtır? Yeşil veya beyaz olamaz mı? Diye sordum. O da: -Güzel bir soru dedi ve izah etti. Bu programlar arada sırada yapılıp bilgilendiriliyoruz. HAC GÜNLÜĞÜ: 12. GÜN Bugün Kâbe’den geç geldik. Bugünü temizliğe ayırdım. Nevresimi değiştirttim. Odamızı pırıl pırıl yaptırttım. Şükrolsun otelde çalışan işçiler var. Yoksul Yemenli, Pakistanlı gençler. İşi güzel yapıyorlar. İşi bitirdiklerinde ellerine üç- beş riyali sıkıştırırsanız sevap olur. Çamaşırlar, otelin çamaşırhaneleri var, orda makinede yıkıyor eşim. Burda çamaşır erken kirleniyor, ter, toz- toprak kirletiyor çamaşırı. Kurutmak derdi bari yok, kolay bari kuruyor. Ütü derdin de yok. Beş vakit namazımızı otelin mescidinde eda ediyoruz. Cemaatle kılınıyor namazlar. İsterseniz, diğer vakitlerde de nafilelerinizi kılabilirsiniz. Mescit, 24 saat ibadete açık. Başka yer yok zaten. Odamız, maalesef müsait değil. Bir seccade serecek kadar yer yok. Koğuş gibi.. Yatar, dinlenirsin. Mescitte arada sırada sohbet toplantılarımız olur. Profesörler, ilahiyatçılar kadın ve erkek hacılarımızla bilgi paylaşımında bulunurlar. Yapılacak işleri, gidilecek yer ve zamanları kafile başkanları açıklarlar. Burda her şey iyi güzel de sabırsızlığımız tadımızı kaçırıyor. Asansörler çok olmasına rağmen, asansörlerde izdiham oluyor. 10 kişilik asansöre limitsiz binmeye çalışılıyor. Otobüslerde de durum aynı. İnerken ve binerken birbirimizi eziyoruz adeta. Yemekhanede, kuyruk oluyor. Hepimiz bir an evvel yemek yeme derdinde oluyoruz. Ya lavabolar? Çok kere söylemişimdir arkadaşlara. -30 yıl öğretmenlik yaptım, öğrencilerim bizim-sizin kadar sabırsız davranmıyorlardı. HAC GÜNLÜĞÜ: 13.GÜN Kâbe’de kadınlı- erkekli birlikte tavaf ediliyor. Nitekim say yaparken de aynı. İnsan, burada ibadetini öyle bir huşu ile yapmakta ki. . İnsan, Hak ile beraberken halk ile tüm ilişkisini kesiyor. Keza, Kâbe’nin önünde namaz kılınırken de kadın- erkek ayrımı söz konusu olmuyor pek. Bir de namazını eda edenin önünden geçilmez kaidesi de rafa kalkıyor Mescid_ Harem’e Cuma için gittik. Dopdoluydu. Bir Endonezyalının yanına sıkıştım. İşaret dilimizle anlaşmaya çalıştık. Self iye çekindik. Sessiz muhabbet ettik. Ben de ona Türk bayraklı tespihimi hediye ettim. Çok mutlu oldu. Şiir kitabıma göz attı. Telefonuna notlar aldı. Cuma namazını bekleyip, eda ettik. Vedalaşıp ayrıldık. Oda arkadaşımın biri, yaşlı olduğu için Cumayı otele yakın bir camide eda ettiğini söyledi. Ben de bir örnek verdim. -Döviz bozdurmak istersen burda 4 liraya çarşıda 5 liraya bozuyorlar, desem: -Elbette çarşıda bozdururum, dedi. -Harem-i Şerif’te de 100 bin kat sevap varmış, dedim. Gülüştük. HAC GÜNLÜĞÜ: 14.GÜN Hastayım, üşütmüşüm, gribim, nezleyim. Evet, Mekke’nin sıcağında üşüttüm. Otelin içi ayaz, dışarda ise sobalar ve kaloriferler yanıyor adeta.. Sımsıcak, kavuruyor. Sokağa gece bile çıkmak güç. Otelin içinde de durulamıyor. Soğuk mu soğuk. Mekke‘de üşüyorum şiirimi boşuna yazmadım. Klimalar üşütüyor insanı. Klimayı biri kapatıyor biri açıyor odada. Ben, böyle hastalığı Zemheri soğuğunda çok az yaşamışımdır. Biz nasıl ısınmak için paramızı oduna, kömüre harcıyorsak, burda da serinlemeye harcıyor ülke tüm enerjisini. Okul arkadaşı, askerlik arkadaşı, iş arkadaşı ve şimdi de hac arkadaşı eklendi arkadaş halkasına. İnşallah bu da diğerleri gibi uzun soluklu olur. HAC GÜNLÜĞÜ: 15. GÜN Hastayım, geziye gidemedim. Peygamberimizin evi, Cin Mescidi ve Cennet-ül Mualla’ya gitmek kısmet olmadı. Bir daha mümkün mü? Telefonumu dün gece lobide sehpanın üstünde unutmuşum. Sabah fark ettim, bulamayınca bir arkadaşıma Ankara’daki oğlumu arattım, hattı kapattırdım. Boşuna telaşlanmışım. Birlikte çay içtiğim abi, telefonumu sehpadan alıp, nöbetçi din görevlisine vermiş. Çalınma işi olmaz. Hiç duymadım, görmedim. Hacda her halde sabır sınavından geçiyoruz. Yemek kuyruğunda boşa vakitler eriyor. Eğer yemek saat 17.00’de verilse akşam namazına kadar herkes yemeğini yer ve sıkışıklık olmaz, diye düşündüm. Bu önerimi bazı kişilere ilettim. Trafikte de durum aynı. Yine sabır sabır sabır. Ama başaramıyoruz bu sınavı da. Ne olur ne yaparsak tadında yapsak? Bir daha mı geleceğiz? Çektiğimiz eziyetlere ve harcadığımız birikimlerimize yazık etmesek? Her şeyi sabırla, huşu ile ve severek yapsak… Gönül incitmesek… Muhammet AVCI

Bu içerik 31 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

KONUK YAZARLAR

Hasan Avcı(İst) Hasan Avcı(İst)
Bayram Gelmiş Neyimize
Bilgehan Avcı Bilgehan Avcı
Paris'te Bir Bayram Sabahı
Tarkan Yılmaz Tarkan Yılmaz
Zehir ve Cevher
Muhammet Avcı Muhammet Avcı
Bu Güzellik Sürüp Gitsin
Hasan Avcı Hasan  Avcı
cânâ( şiir)
Kazım Avcı Kazım Avcı
Cumhuriyeti Anlamak
Miraç Avcı Miraç Avcı
Yüzümden düşen sanki bin parça

SİTE ANKET

Sizce kitabın çağı geçti mi?